Yazımızın aslında dramatik bir hikayesi var. Bu yazıyı okuduğunuzda Devrim Otomobiline ve bu otomabili yapan mühendislere büyük haksızlık yapıldığını göreceksiniz. Dönemin şartlarına ve koşullarına rağmen ülkede bir ilerleme ve kalkınma adına bir şeylerin yapılmaya çalışılması fakat bu çalışmaların boşa gittiği yönündeki dönemin medyası tarafından haksızlığa uğradığı görülmektedir.
Umarız yazımızı beğenirsiniz bilgidemeti…

DEVRİM OTOMOBİLİ
22 Nisan 1961’de Ulaştırma Bakanlığı’na gelen “çift aylı” bir yazı ile “Memleketimize has bir binek otomobil ve motorunun imal edilmesi” ve bu otomobilin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yetiştirilmesi isteniyordu. 23 mühendis, toplu iğnenin bile ithal edildiği bir ülkede 129 günde 3 tane “Devrim” otomobilini yoktan var edecekti. Projenin merkezi olarak Eskişehir Cer Atölyesi seçilmişti. Zorlu bir çalışmanın ardından biri bej, diğeri siyah iki Devrim, 29 Ekim 1961’de Ankara’ya doğru yola çıkarıldı. Buharlı lokomotiften sıçrayabilecek kıvılcımlara önlem olarak benzin depoları boşaltıldı. Bu önlem “Devrim”in kaderini belirleyecekti.
Sabırsız bürokratların işgüzarlığı nedeniyle Devrim’ler benzin konmadan, depolarındaki son benzinle TBMM’nin önüne kadar getirilir. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in bindiği siyah Devrim, 200 metre ilerledikten sonra durur; benzini bitmiştir. Aslında bu aşama da sorun yoktur; çünkü Cumhurbaşkanı, bu arada deposu doldurulan bej renkli Devrim’le birlikte Ankara caddelerini dolaşmış, Anıtkabir’e gitmiş, Hipodrom’daki geçit törenine katılmıştır.
[Devamını Oku...]