Bizimle iletişime geçin

Genel Kültür

Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan, “Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi Uygulama Kılavuzu” resmi ve özel okullardaki kantin ve yemekhane, kooperatif,
kafeterya, büfe ve çay ocaklarının denetlenmesi ile ilgili kriterleri içermekte. Yayımlanan kılavuza göre, MEB, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sistemli bir denetim uygulanacak. Ayrıca ilgili kurumların işbirliğiyle daha önce yayımlanan “Okul Kantinlerinde Satılacak Gıdalar ve Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Hijyen Yönünden Denetlenmesi” konulu Genelge ile öğrenci, kursiyer ve çalışanlar için sağlıklı beslenme ortamlarının oluşturulması amaçlanıyor.

Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi uygulamasının hedefi, yeterli ve dengeli beslenmenin teşvik edilmesi. Bununla birlikte bakanlığın kılavuzunda belirttiği hedefe göre doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, güvenilir gıdaya erişim sağlanarak olabilecek gıda zehirlenmeleri ve bulaşıcı hastalıklar ile yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı hastalıkların (obezite, diyabet, kalp damar hastalıları vb.) önlenmesi gibi kazanımlar öne çıkıyor.

Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi Uygulaması Nasıl Olacak?

1. İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesinde bulunan İSG Büro Yöneticisi İş Güvenliği uzmanının koordinasyonuyla, İlçe Sağlık, İlçe Tarım ve İlçe MEM Okul sağlığı ekibinden birer kişiden oluşan bir denetim ekibi kurulacak.
2. İlçeler bünyesindeki tüm resmi ve özel okullardaki kantin, yemekhane, kooperatif, kafeterya, çay ocağı ve büfeler tespit edilecek.
3. Bu okulların yılda en az 1 (bir) defa denetimi planlanacak.
4. Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi ile ilgili olarak http://merkezisgb.meb.gov.tr/www/gidaisletmeleri-denetimi/dosya/40 sayfasında yayımlanan Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimine İlişkin Uygulama Kılavuzu (Denetim Uygulama Kılavuzu)” ve ekinde yer alan formları incelenecek ve gerekleri yapılacaktır.

Kantin-Yemekhane vb Denetimi İçin Okul/Kurumların Yapacakları İşlemler

Okul/kurumlarda gıda işletmelerinin denetimleri, Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimine İlişkin Uygulama Kılavuzu (Denetim Uygulama Kılavuzu)” ve ekinde yer alan formlara uygun olarak Yapılacaktır.  Bunun için okullarda bir komisyon kurulmalıdır.
1) Elli ve daha fazla çalışanı bulunan okul/kurumlarda gıda işletmelerinin denetimleri için kurulacak komisyon:
Okul/Kurum işveren/işveren vekili (Okul Müdürü/Müdür Yardımcısı) başkanlığında “Okul/kurum İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu”ndan 2 (iki) üye ve okul aile birliği yönetiminden 1 (bir) velinin katılımı ile oluşturulur.

2) Elliden az çalışanı bulunan okul/kurumlarda gıda işletmelerinin denetimleri için kurulacak komisyon:
Okul/Kurum işveren/işveren vekili (Okul Müdürü/Müdür Yardımcısı) başkanlığında “Okul/kurum İş Sağlığı ve Güvenliği Ekibi veya Okul/Kurum Risk Değerlendirme Ekibi”nden 2 (iki) üye ve okul aile birliği yönetiminden 1 (bir) velinin katılımı ile oluşturulur.

b) Kurulan komisyon her ay gerçekleştirdikleri denetimleri denetim formu ile okul müdürüne teslim eder.  Bu formlar okul müdürü tarafından arşivlenmelidir.

c) Denetimlerde saptanan uygunsuzluklar, “EK-1 Okul Kantinlerinde Satılacak Gıdalar ve Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Hijyen Yönünden Okul
Denetim Formu” nda belirtilir.

1) Gıda işletmeleri denetiminde; okul/kurum müdürlüklerince gıda güvenilirliği açısından tespit edilen büyük uygunsuzluklar aynı gün içerisinde İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü İş
Sağlığı ve Güvenliği Bürosuna (İlçe İSG Büro)/İl İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimlerine (İl İSGB) ve Strateji Geliştirme Birimine bildirilir. Okul/kurum müdürlüklerince yapılan
bildirimler İl/İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü/İlçe Toplum Sağlığı Merkezlerine aynı gün içerisinde yapılır.

2) Okul/Kurum müdürlüklerince; küçük uygunsuzluk tespit edilmesi hâlinde, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü/ İş Sağlığı ve Güvenliği Bürosuna (İlçe İSG Büro)/İl İşyeri Sağlık ve
Güvenlik Birimlerine (İl İSGB) ve Strateji Geliştirme Birimine 3 (üç) iş günü içinde bildirim yapılır.

ç) Denetim formu 2 nüsha olarak düzenlenmeli, bir nüshası okul müdürlüğüne, bir nüsha da işletmeye teslim edilmelidir.

Kaynak Link: Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Kontrol ve Denetimi

Tamamını Oku
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel Kültür

Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 Yıldızın Anlamı

Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 Yıldızın Anlamı

Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız, tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu, ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeler. Tarih boyunca Türkler var olmuş ve büyük olaylara imzalarını atmışlardır. “Türk kadar kuvvetli” sözü Avrupa’da yüzyıllarca söylenmiştir. Öte yandan Türkler yönettikleri halka adaletli davranmış, tüm yönetimindeki milletlerin haklarını gözetmiştir.

Türklerin kurduğu devletlerin isimleri şöyledir:

Büyük Hun İmparatorluğu
Batı Hun İmparatorluğu
Avrupa Hun İmparatorluğu
Ak Hun İmparatorluğu
Göktürk İmparatorluğu
Avar İmparatorluğu
Hazar İmparatorluğu
Uygur Devleti
Karahanlılar
Gazneliler
Büyük Selçuk İmparatorluğu
Harzemşahlar
Altınordu Devleti
Büyük Timur İmparatorluğu
Babür İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu

Tarihte hep olan Türkler sonsuza kadar da olacaktır. Türklerin kurdukları devletler bugünümüze ışık tutacak, varlığımızı sürdürmekte öncü olacaklar.

Tamamını Oku

Genel Kültür

İbn Battûta (1304-1369) ve Rıhletü İbn Battûta

İbn Battûta Kimdir?

Tam adı, Tam ismi Ebû Abdullah Muhammed bin Abdullah bin Muhammed bin İbrahim Levâtî Tancî’dir. Rıhletü İbn Battûta diye bilinen seyahatnamenin sahibidir ve Ortaçağın en büyük seyyahı olarak kabul edilir.  İbn Battûta, 25 Şubat 1304’te Fas’ın Tanca şehrinde doğmuş,  Fas’ın üçüncü büyük kenti olan Tanca şehrinde 1369 yılında ölmüştür.

İbn Battûta, Levâte kabilesinden olup Berka’dan Tanca’ya göçmüşlerdir. Seyahatnamesi sayesinde dünya tarihinin en çok tanınan gezginlerinden biri olmuştur. Dînî ilimler açısından biraz ilerlemiş ama herhangi bir alanda derinleşmemiş olarak başlar seyahatlerine. Yıllar sonra yurduna döndüğünde, gittiği uzak ülkelerden, gördüğü garip olaylardan bahsedince sözleri alayla karşılanmış ve pek çok şeyi uydurduğu sanılmıştır.

Marko Polo’dan çok daha geniş bir alanı gezmiş ve üç kıtada en önemli kültür merkezlerine ulaşmıştır. İbn Battûta, gezdiği birçok ülkede sosyal hayata karışmış, evlilikler yapmış ve anılarını hiçbir kuşkuya yer bırakmadan güvenilir birine yazdırmıştır. Ayrıntıları ihmal etmemiş ve eserinde insan ögesine büyük yer vermiştir. Eserinde devlet adamlarından Sufîlere, uluslararası ticaret yapan Türk asıllı tacirlerden hukuk bilginlerine dek binlerce farklı kişiden bahsetmiştir. Kişilerin o dönemin tarih ve biyografi kitaplarında yer alması insanı hayrete düşürmektedir. Çeşitli milletlerin giyimi kuşamı, âdetleri ve inançları konusunda detaylara inmesi bir antropolog ve etnolog gibi görülmesine yol açmıştır. İbn Battûta, gezdiği ülkelerin coğrafyası ve ekonomisi hakkında da ayrıntılı bilgiler verir. Fakat dönemin coğrafya ekolü olmadığı için mesafeleri dakik bir şekilde belirtmemiş, sadece kaç gün tuttuğunu anlatmıştır.

Seyyah tarafından Tuhfetü’n-Nuzzârbfî Garâibi’l-Emsâr ve Acâibi’l-Esfâr diye adlandırılan ve literatürde Rıhle ismiyle bilinen eser, seyyahın kısa aralıklarla 28 yıl süren gezilerini kâtip İbn Cüzeyy Kelbi’nin hazırladığı bir kitaptır. Seyahatnamede sosyal hayat, âdetler, inançlar ve törelere dair çok zengin bir anlatım vardır. Yemek tariflerinden bayram ve matem giysilerine, siyasî terimlere dair her konuda bilgi verilmiştir. Hindistan ile ilgilli kısımda ölü yakma merasimine yer verilmiş, İran’ın Firuzan şehrinde cenaze merasiminin düğün havasında olduğunu belirtmiştir. Mudurnu yöresinde mezarların üstüne tahta çatılar konduğunu, Sinop’ta cenaze kaldıranların başlarını açtıklarını ve giysilerini ters çevirdiklerini anlatmıştır.

Çin Kağanlarının cenazesinde hizmetçi ve cariyelerinin diri diri gömüldüğünü, Maldiv adalarında katil bulunup öldürülmeden maktulün cenazesinin kaldırılmadığını yazar. İbn Battûta sosyal statü ile ilgili sembollerden de bahseder. Çin’de tacirler kazandıkları altını özel boyutlarda eriterek evlerinin kapısına asmakta; beş kalıp altına erişen tacir parmağına tek yüzük geçirirmiş. On kalıp altına erişen ise iki yüzük takarmış. Maldiv kadınlarının giyim kuşamı ayrıntılı anlatılmış. Onu en çok şaşırtan da Türk kadınının statüsü olmuş. Anadolu’da kadınlar akıncılar gibi at koşturmakta, Pazarlardaki ticari etkinliklerde ön planda olurlarmış. İç Batı Afrika’da Müslüman zencilerin ve bazı Berberî kabilelerin anaerkil düzeninden bahseder. Soy bağı ve miras işlerinde anne ve annenin ailesinin belirleyici olduğundan, erkeklerin soy bağlarının analarına ve dayılarına dayandırdıklarını anlatır. Kırım’dan Konya’ya, Alanya’dan Sivas’a uzanan siyasî ve ticarî etkinliklere dair ayrıntılı bilgiler verilmiş. Ahilik ona göre Mısır’daki Fütüvvet sistemine benzer. Çin’de kullanılan kâğıt paraların yıpranması ve yırtılması durumunda günümüzün merkez bankasına benzeyen büyük bir darphaneye getirilerek değiştirildiğini anlatır.

İbn Battuta’nın 1325-1332 seyahatleri (Kuzey Afrika, Irak, İran, Arap Yarımadası, Somali, Doğu Afrika)

Maldivlilerin ve Koko’daki Afrikalıların değiş tokuş aracı “veda” (el-wada9 denilen deniz kabuklarıymış.  Büyük memurlara maaş olarak pirinçle ödeme yapılırmış. Seyyah gezdiği ülkelerdeki dinar ve dirhemleri, Mağrip ve Mısır parasıyla karşılaştırır. Böylece ülkelerin para birimlerinin alım gücü mukayese edilebilir. İbn Battûta’nın seyahatnamesinde Çin’le ilgili bölümlerin yakıştırma olduğu, Pasifik denizindeki seyahatin bir kısmı; Tavalisi ülkesi ve Berehnekâr cemaati hayalî sayılmış. Efsanevî kuş Rohn’dan bahsetmesiyle seyyahın Sinbad masallarından fazla etkilendiği ileri sürülmüş. Ama zamanla çevirmenler bu kısımların çoğunu belgeleyip onaylamışlar. Seyyahın tüm gezileri hesap edildiğinde karşımıza 73.000 mil gibi dudak uçuklatan bir mesafe çıkar.

İbn Cüzeyy Kelbi, gezginin anılarını yazma işini Ocak 1355’te tamamlamıştır.  Eseri yazıldığı andan itibaren ilgi görmüştür. Bugüne kadar kısmen veya tam metin olarak Fransızca, İngilizce, Almanca, Portekizce ve Urdu diline çevrilmiştir. Eserin Türkçe tercümelerine gelince, seyahatnamenin ilk kısaltılmış tercümesi 1873 yılında Süleyman Efendi matbaasında basılmıştır. Tam tercümesi ise Paris baskısı esas alınarak Osmanlı sultanlarından Beşinci Mehmet Reşat Han’ın katiplerinden Muhammet Şerif Paşa tarafından 1907 senesinde Türkçeye çevrilerek iki cilt halinde basılmıştır.

Kaynaklar
https://www.bilgidemeti.com/ibn-battuta-1304-1369-ve-rihletu-ibn-battuta/
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn_Battuta

Tamamını Oku

Genel Kültür

Organik Yumurta İşi Nasıl, Kârlı mı?

Organik Yumurta

Yumurta, her gün yeni bir yararı saptanan önemli bir besin kaynağıdır. Yapılan sayısız araştırmalar sonucunda, besinler içerisinde en kaliteli proteinin yumurtada olduğu saptanmıştır. Yine yumurta, dışarıdan alınması gerekli olan “elzem amino asitleri” dengeli ve yeterli miktarda içerir. Organik yumurta ise standardının gerektiği özelliklere sahip olduğunda yüksek besin değerine sahiptir. Bununla birlikte sağlık ve lezzeti bakımından dikkat çekici artılara sahiptir.

Vücuda çok gerekli olan A, B, D ve E ve bir çok vitamini ciddi oranda barındırır. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından çok gereklidir.Organik Yumurta
Bir adet yumurta ortalama 50 gram olarak kabul edilebilir ve bir yumurtadaki besin değerleri ortalama;
70 Kal 6 gr. Protein 1.5 gr. Yağ 1 gr. Karbonhidrat şeklindedir. Yumurtanın sarısı büyük oranda vitamin ve yağları , beyaz kısmı ise büyük oranda proteinleri içerir. Yumurtanın protein emilimi bakımından en etkili tüketim şekli rafadan olarak bilinmektedir.

Yumurtanın yararları bununla sınırlı değildir. Yumurtanın bilinen bazı yararları

  1. Yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin ögelerini bulunduran tek besin kaynağıdır. A, D, E ve B grubu vitaminleri önemli oranda içeren yumurta, içinde bulunan KOLİN sayesinde beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynar.
  2. Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir ve güneş ışıklarından da yeterince faydalanıldığı taktirde yumurta özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını engeller.
  3. Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız açısından önem taşıyan mineralleri de içerir. Demir, kan yapımı için gereklidir. Ayrıca demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rolü vardır. Yetersizliği de çocukların öğrenme yeteneğini ve okul başarısını azaltır.
  4.  Yumurtadaki protein tüm besinler içinde en kalitelidir. Yumurtada proteinin biyolojik yararlığı %100 iken bu değer sütte %85, balıkta %76, sığır etinde %74’de kalmaktadır.
  5. Göz sağlığını korur, ileri yaşlarda oluşabilecek görme bozuklukları ve katarakt riskini azaltır.
  6. İçinde bulundurduğu 12 çeşit besin ögesiyle yumurta sindirimi en kolay, en lezzetli ve en ucuz besin deposudur.
  7. Yumurta, kronik hastalıklardan korunmada, sindirim sisteminin sağlığında ve korunmasında önemlidir….

Organik Yumurta Üretimi

Hayvancılık insan yaşamı ve beslenmesinde oldukça önemli ekonomik bir faaliyettir. Birim alanda en yüksek ekonomik verimliliği sağlayabilmek için hayvan ıslahı yanında bakım ve yönetim, barınak ve ekipmanlar, sağlık koruma ve tedavi, yem bitkileri ve besleme alanında birbirine paralel önemli gelişmeler sağlanmıştır. Büyütme faktörü olarak antibiyotikler, yem katkı maddeleri, değişik kimyasallar birim alanda verimliliği artırmada önemli katkı sağlamışlardır.

Ancak kullanılan bu maddeler ürün üzerinde kalıntı oluşturarak insan sağlığını olumsuz etkilerken aynı zamanda büyük bir çevre kirliliğine neden olmuştur. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı son yıllarda kimyasal kalıntı içermeyen, çevreyle dost, hayvan refahına saygılı organik (ekolojik, doğal) tarım ve hayvancılığa büyük bir talep oluşmuştur.

Türkiye’ de organik tarım yapılan alanlar yaklaşık 57.000 ha’ dır (Toplam tarım alanının %0.14). Türkiye’ de var olan organik tarım arıcılık dışında bitkisel üretim yönlüdür. Türkiye’nin batı bölgelerinde yıllardır tarım ve hayvancılık entansif olarak yoğun bir şekilde yapılmakta olduğundan kimyasal olarak kirlenmemiş, organik tarım ve hayvancılığa uygun arazi ve alan bulabilmek oldukça sıkıntılıdır.

Organik hayvancılığa yönelik etkinlikler henüz başlangıç aşamasında olup, halen bir kaç süt üretim işletmesi, üç-beş yumurta üretim işletmesi sertifikalı olarak organik üretim yapmaktadır. Yapı itibari ile de organik üretime en müsait hayvancılık dalı yumurta tavukçuluğu görülmektedir.

Organik Yumurta işi, tüm diğer işlerde olduğu gibi en kolay yoldan çok para kazanmak için yapılmamalıdır. Emek harcamadan, zaman ayırmadan para kazanma fikri bir tuzaktır. Bununla birlikte organik yumurta işi insani olarak değerli bir iştir. Sağlıklı ve yeterli beslenme konusunda duyarlı olan tüketiciler için vazgeçilmezdir. Bu gerçekten yola çıkarsak yüksek talep gören, devletçe desteklenen bir iştir.

Bu yazımızda Organik yumurta işi yapmak isteyenlere rehberlik amaçlı bilgilere yer verdik. Yeterli araştırma yapan, işe uygun alt yapıyı sağlam bir şekilde oturtan girişimciler için geriye sadece çalışmak ve üretmek kalır.

Organik Yumurta İçin Kaynaklar

https://www.bilgidemeti.com/organik-yumurta-isi-nasil-karli-mi/

Organik Tarım Hakkında Genel Bilgiler

Organik Yumurta işiyle uğraşmak isteyenler için mutlaka hakim olunması gereken Mevzuat:
ORGANİK TARIMIN ESASLARI VE UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

Tamamını Oku

Öne Çıkanlar