Fikret Muallâ Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sanat Dünyası

Fikret Muallâ

Çocukluğu

Fikret Muallâ 1903 yılında İstanbul Kadıköy’de (Moda semtinde) dünyaya gelmiştir. Annesi ev hanımı Nevber Hanım , babası  Düyunu Umumiye’nin ikinci müdürü, Ekrem Bey’dir. Ailenin ilk çocuğudur. Fikret Muallâ ismi, ailenin kız çocuğuna düşkünlüğü nedeniyle verilmiştir. Öyle ki sanatçının saçları çocukluğunda uzun süre kesilmemiştir. Fikret Muallâ’dan 12 yıl sonra dünyaya gelen kardeşi Melih için de aynı durumlar yaşanmıştır.
Fenerbahçe’de futbolcu olan dayısı Hikmet Topuzer’den etkilenerek futbolcu olmak isteyen Fikret Muallâ, 12 yaşında futbol oynarken sakatlanır ve topal kalır.  1910 – 1916 yılları arasında Saint Joseph okulunda başladığı eğitimi, daha sonra da ölçülü bir disiplin içinde ve iyi bir kültür alması için yazdırıldığı yatılı okul olan Galatasaray Lisesi’nde devam ettirir.  Resim öğretmenleri  Viçen Arslanyan ve Şevket Dağ’dır.  Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Avrupa’yı saran İspanyol nezlesi nedeniyle annesini 1918 yılında, henüz 35 yaşında iken kaybeder.
Annesinin ölümü sonrasında babasının çok kısa sürede başka bir kadınla birlikte olması onu çok üzer.  Fikret Muallâ hırçınlaşmış, sınır tanımaz ve öfkeli biri olmuştur.  Bir gün üvey annesine nefretinden dolayı babası ile tartışır ve sonunda onu tek hamlede yere serer. Bu olaydan sonra, aklından şüphe edildiği için Bakırköy Akıl Hastanesi’ ne kaldırılır. Doktor Mazhar Osman’ın tavsiyesi Fikret’in bulunduğu ortamdan uzaklaştırılması olmuştur.

Fikret Muallâ, Çiçekli Kız, 1961, Kâğıt üzerine yağlıboya, Oya-Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu
Fikret Muallâ, Çiçekli Kız, 1961, Kâğıt üzerine yağlıboya, Oya-Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Almanya ve Fransa Dönemi

1920 yılında lise öğrenimini bile bitirmeden, mühendislik öğrenimi için Zürih’ e gönderilir. Ancak eğitimini Almanya’ da, 1921’ de Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde sürdürmek üzere yarıda bırakır. Hocası Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nin müdürü olan Prof. Arthur Kampf olur.  Almanya’ da kendini tümüyle resme verir.  Paul Klee gibi sanatçılara ve sanat akımlarına aldırmadan, içinden geldiği resim yapıp, ilerlemeye çalışmaktadır. Bu hırsı ve kararlılığı, günün birinde sanatının kendi rotasında devam etmesini ve gerçek sanatçılar arasında yer almasını sağlayacaktır .
Almanya, Fikret Muallâ’nın sanat ve alkolle geçecek olan bir hayata yönelmesinde büyük bir etkendir. Muallâ’ya göre sanatçı mutlaka içmelidir, bu anlayış onu kısa sürede kendini kaybedip, küfreden ve kavga eden birine dönüştürmüştür. Almanya’da bir süre alkol tedavisi olur. Bu arada maddi durumu bozulan babasından gelen para kesilir.  Almanya macerasından sonra Fransa ve İtalya’ya geçerek sanat galerilerini gezer.  Paris’teki özgürlüğü kısa bir süre sonra parasızlık yüzünden son bulur. 1927’ de Türkiye’ ye döner

Muallâ’nın İstanbul Yılları

1920- 26 “Berlin Resim Akademisi’nin ünlü ressamı Fikret Muallâ, altı yıllık bir Berlin yaşamından sonra önce Paris’e uğradıktan sonra İstanbul’a döner.  1927- 1928 yılları arasında, bir zamanlar öğrenci olduğu okulda, Galatasaray Lisesi’nde çalışmaya başlar. Babası ile anlaşmazlıklar sebebiyle Beyoğlu’nun ara sokaklarında, eski bir evin tavan arasında, bohem hayat yaşamaktadır. Galatasaray Lisesi’nde çalıştığı günlerden birinde yaşadığı adli bir olay sonucunda görevine son verilir.  Fikret Muallâ bir süre sonra Ayvalık Ortaokulu’nda resim öğretmenliği yapmaya başlar. İstanbul’dan ayrılmak, doğanın içindeki sükûneti bir süre ona iyi gelir ama yine öfke halleri ve polislik vakaların da etkisiyle dilekçe vererek istifa eder.
Fikret Mualla,  Ayvalık’tan İstanbul’a döndü. İstanbul sanat çevrelerinde umduğu ilgiyi bulamadı, çalışmaları aşağılandı. Bir süre ilgisini edebiyata yöneltti. Kendisiyle benzerlikler bulduğu Schiller hakkında bir kitap yazdı. Şiller (Schiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri adlı kitabı 1932’de yayımlandı. 1938 yılında Ses dergisinde yayınlanan Usera Karargahı ve Masal adlı öyküleri de onun edebiyatçı yönünün eseridir.
Mualla, bu dönemde geçimini sahne kostümleri çizerek, kitap resimleyerek sağlıyordu. İstanbul Şehir Tiyatrosu sopranosu Semiha Berksoy’a duyduğu ilginin de etkisiyle Beyoğlu semtine yerleşti. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetlerin kostümlerini çizdi; İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Yeni Adam Dergisi’nin yazılarını resimledi, aynı dergide dönemin sanatçılarının portre desenleri ve karikatürlerini çizdi; Nâzım Hikmet’in Varan 3 adlı şiir kitabını ve Benerci Kendini Nasıl Öldürdü? adlı oyununu resimledi. Resim yapmayı da sürdürüyordu, İstanbul’un çeşitli semtlerinden manzaralar yaptı. 1934 yılında suluboya ve desenlerini sergilediği ilk sergisini açtı, ancak fazla ilgi görmedi.
İstanbul döneminde, sanatsever Salah Cimcoz, ona Moda’daki konağında rahatça çalışacağı bir yer tahsis etmişti. Bu evde Cimcoz’un üç çocuğuna (birisi ileride cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün eşi olacak Emel idi) resim dersi veriyordu. Ne var ki Salah Cimcoz ile içkili iken yaşadıkları bir tartışma sonucu konağa gidip üzerinde çalıştığı portreleri parçalayan, dev bir panoda toplu halde portrelerini çizmekte olduğu devlet büyükleri hakkında uygunsuz sözler sarfeden Fikret Mualla, sözlerinden ötürü sorgu ve tahkikata uğradı. Ömrü boyunca onu terketmeyecek polis korkusu böylece başladı. Bu olaydan sonra (1936) bir buçuk yıl süreyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördü. Hastanede ünlü doktor Mazhar Osman’ın kontrolündeydi ve Neyzen Tevfik ile aynı odayı paylaştı.

Paris Yılları

Fikret Mualla, 1938 yılında babasını kaybetti.  Babasından kalan değerli varlıkları satarak Paris’e yerleşmeye karar verdi. Gitmeden önce, Abidin Dino’nun ricası üzerine 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için İstanbul konulu 30 kadar tablo yaptı. Aynı yıl Ses dergisi için çizdiği desenlerden bazıları müstehcen bulununca hakkında dava açıldı; Mualla, davadan beraat ettikten sonra 26 yıl boyunca yaşayacağı Fransa’ya gitti.
Fransa’ya gittiği dönemde ülkede Edvard Munch ve Wassily Kandinsky gibi ressamların temsilcisi olduğu dışavurumculuk akımı gündemdeydi, ressam da bu anlayıştan etkilendi. Paris’te kısa bir süre eğlenceli, lüks bir yaşam süren Fikret Mualla, II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve ülkenin işgal edilmesi üzerine zor bir döneme girdi. Sanatçının, günlük gereksinimlerini karşılamak üzere tablolarını yok pahasına sattığı anlatılır. Alkol sorunu, polis fobisi, yurt özlemi nedeniyle yaşadığı sıkıntılar birkaç kez hastanede tedavi görmesini gerektirdi. Fikret Mualla, sıkıntılarını resim yaparak ve içki içerek atlatmaya çalışıyordu. Ressam Hale Asaf’a aşık oldu ama karşılık görmedi. İki ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı.
Bundan sonraki yaşamı çeşitli sanatseverlerin koruması altında sürdürdü. Mualla, hastanede kendisine resim yaptıran Dina Vierny’nin koruması altına girmişti. Burada yaptığı resimlerle 1954 yılında Paris’te Dina Vierny Gallery’de ilk sergisini açtı.  25 yıl boyunca eserlerini toplu olarak hiçbir yerde sergilememişti. O güne kadar tablolarını satın almak isteyenlar onu Paris kahvelerinde bulurlar ve genellikle eserlerini ucuza kapatırlardı.
İlk sergisini de iki tablo simsarı organize etti. Sergide, eserleri büyük ilgi gören Mualla’nın tüm tabloları satıldı. Tablo simsarları, Mualla’ya vadettikleri payı vermeyerek onu dolandırmışlardı ama bu sergi sanatçıyı Paris’teki sanat çevrelerine görkemli bir şekilde tanıttı, Paris ressamı olarak tanınmasını sağladı. Birçok büyük sanatçıyla tanıştı, Picasso’nun da dikkatini çekti. İkinci sergisini ise iki yıl sonra açtı ve sergiden sonra tekrar akıl hastanesine yatırıldı. Taburcu olduğunda sanayici Lhermin ile bir anlaşma yaptı. Aynı dönemde resimlerinin sürekli alıcısı olan Madam Angles ile tanıştı.
Mualla, resimlerinde Paris şehrini konu edindi. Giderek Paris ortamında bir ün kazandı. Eserleri, koleksiyon yapanlar tarafından toplanmaya başlamıştı ancak kendisine düzenli bir hayat kuramadı. 1962 yılında felç geçiren sanatçının bakımını, kocası Alpler bölgesi senatörü olan Madame Fernande Agnes adlı sanatsever üstlendi. Raquel Agnes’in eşi Madam Fernande Agnes, onu bir bakıcı eşliğinde Reillanne’daki çiftliğine götürdü. 1967’de ölümüne kadar bu çiftlikte Madam Agnes için çok sayıda eser üretti. 1967 yılı Mayıs ayında sinir krizleri nedeniyle bir dinlenme evine yatırıldı. 20 Temmuz günü ölü bulundu. Reillane’daki Mane Mezarlığı’na gömüldü.
Cenazesinin isteğine uygun olarak yurduna getirilmesi 1974 yılında gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün eşi Emel Hanım’a çocukluk yıllarında resim dersi vermiş olması ve bu sebeple Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün ilgilenmesi üzerine kemikleri İstanbul’a getirilerek Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.

Sanat Hayatı

Fikret Muallâ, Oyun Masası, Guaj boya, Oya- Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu
Fikret Muallâ, Oyun Masası, Guaj boya, Oya- Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Fikret Mualla mutlu olabilmek ve her şeyi unutmak için resim yapmıştı. Bu nedenle sanat dünyasındaki çeşitli akımlardan etkilenmedi, resimlerini yaparken sezgilerini kullandı, kendi tarzını yarattı. Eserlerine kendi hislerini aktardı. Coşku dolu resimler yaptı. Huysuz, uzlaşmasız kişiliğini ve mutsuz yaşamını resimlerine yansıtmadı, yaşama sevinci dolu resimler yaptı.
Şehirleri resmetmeyi seven Mualla, resimlerine İstanbul ve Paris’in insanlarını, sokaklarını, kafelerini, sirkleri, genelevleri, balıkçıları resimlerine taşımıştır. Renklerle oynamayı seven sanatçının, Henri Matisse’in renk kullanımından çok etkilendiği bilinir.
Resimlerini genellikle renkli fon kâğıtları üzerine guaj boya ile yaptı. Suluboya ve pastel malzemelerini resimlerinde sıkça kullandı. Paris sanat ortamında tanınması biraz zaman alan Fikret Mualla’nın eserlerini Picasso’nun övdüğü, hatta bir resmini satın aldığı, kendi çalışmalarından birini de ona hediye ettiği ve Fikret Muala’nın da Picasso’nun verdiği tabloyu bir rakı parasına sattığı bilinir.
Remzi Raşa, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejat Devrim, Mübin Orhon ve Albert Bitran ile beraber Paris Türk Ekolü pentür sanatçılarındandır.
Fikret Mualla’nın başlıca eserleri arasında Oturan Adamlar, Kafe, Marsilya’da Fransız İşçileri Bir Kahvede, Haliç ve Süleymaniye, Paris’te Bir Sokak, Baloncu ve Balıkçı sayılabilir.
Ölümünden sonra Paris’te açık artırmaya çıkarılan resimleri de Türk devleti tarafından satın alınmış ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturulmuştur. 1976’da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen 118 resmi ile Ankara’da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Günümüzde Paris’te Fikret Mualla Dostları Derneği adında bir dernek vardır, Bu dernek, Fikret Mualla’nın tablolarının orijinalliğini araştırmak ve ressamı tanıtmak sorumluluğunu yüklenmiştir.
Kaynaklar:
https://www.bilgidemeti.com/fikret-mualla-kimdir-kisaca-hayati-ve-sanat-dunyasi
Fikret Muallâ – Vikipedi (wikipedia.org)

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.