Nasrettin Hoca Kimdir? En Sevilen 20 Nasrettin Hoca Fıkrası

Nasrettin Hoca

Anadolu insanın mizahi, hazır cevap yönünü temsil eder. Nasrettin Hoca, Kültür ve Sanat tarihimizin en bilindik ismidir dersek abartmış olmayız. Farklı kaynaklara göre yaşadığı bile muamma olan Hoca Nasrettin, 1208 yılında Akşehir – Hortu köyünde doğmuştur. Yaşadığı dönem Anadolu Selçuklu Devletinin Anadolu’ya hakim olduğu, ancak bir takım karışıklıkların yoğun olduğu dönemdir. Akşehir Nasreddin Hoca’nın hayatı konusunda uluslararası çalışmalar mevcuttur.

Nasrettin Hoca’nın Hayatı

Hortu Köyü’nde Nasreddin Hoca 1208  yılında doğmuştur. Temel eğitimden sonra Sivrihisar’da medrese eğitimi almıştır. Babasının ölünce  köyüne dönmüş ve imamlık yapmaya başlamıştır.  Daha sonra Akşehir’e göç eden Hoca Nasrettin, burada derviş olmuştur.  Bu dönemde Yesevilik, Rufailik ve Mevlevilik üzerine faaliyetlere katılmıştır.  Kısa sürelerle Akşehir’de değişik mülki görevlerde bulunmuştur. Nasrettin Hoca 1284 yılında Akşehir’de  vefat etmiş ve türbeye gömülmüştür.

1951'de Leipzig'de sahnelenen Nasreddin Hoca kukla oyunundan bir sahne
1951’de Leipzig’de sahnelenen Nasreddin Hoca kukla oyunundan bir sahne.

Nasreddin Hoca ile ilgili en eski kaynak, Ebül Hayr-i Rumi’nin, Cem Sultan’ın emriyle yazdığı Saltukname’dir. Bu eserde, Nasreddin Hoca ‘nın çok tanınmış bir kişi olduğu ve latifelerinin kitap haline getirildiği anlatılmaktadır. Daha sonra, Mehmet Gazfili (Deli Birader), Güvahi, Lamii Çelebi ve Taşlıcalı Yahya Bey, Nasreddin Hoca’ dan söz etmişler, bazı fıkralarını yazıya geçirmişlerdir. 16. Yüzyıldan itibaren de Nasreddin Hoca fıkraları yazma kitaplar haline getirilmiştir. Basılı ilk Nasreddin Hoca fıkraları kitabı, 1837 yılında, İstanbul’da, Letaif adıyla yayınlanmıştır. Bugün Türkiye’de ve dünyanın çeşitli kütüphanelerinde toplam 68 tane Nasreddin Hoca yazması bulunmaktadır.

Nasrettin Hoca Fıkraları

Anadolu halkı, tıpkı diğer ozanlar ve efsanevi kişiler gibi Nasreddin Hoca’yı da sahiplenmiştir. Nasrettin Hoca ismi sadece Anadolu coğrafyası değil Türki Cumhuriyetleri ve Balkanlar’da da bilinmektedir. Onun hakkında anlatılan efsaneler, hikayeler gerçekmiş gibi kuşaktan kuşağa yayılmıştır. Kazakistan ve İran’da da Nasrettin Hoca fıkraları çok yaygındır.  Nasrettin Hoca’nın efsanevi kişiliği, halkbilimcilerin ilgisini çekmiş ve bir çok dilde araştırmalar yayınlanmıştır.
Nasrettin Hoca fıkraları halk dilinde, yalın ve mizahi özelliği naif olan türdendir. Yer yer Bektaşi fıkralarını andıracak denli, insan bazlıdır. Kimi zaman eşyalarla, kimi zaman da hayvanlarla ilgili bir fıkrada Nasrettin Hoca adını duyarız. Elbette ki her anlatılan fıkranın ona ait olduğu düşünülemez. Toplum tarafından bu kadar çok benimsenen bir şahsiyet olarak ona yakıştırılan ancak onun olmayan çok sayıda fıkra vardır.

En Sevilen 20 Nasrettin Hoca Fıkrası

  1. Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?
    Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmıştı. Evine gelenler : ” Ahırın kapısını niye kilitlemedin? Duvarını neden yüksek yapmadın? Ölü gibi derin uykuya dalınır mı hiç? “, gibi sözler söylemişler. Nasreddin Hoca bunun üzerine: ” Güzel komşular, benim de belki bu işte ihmalim olabilir. Ama Allah için söyleyin. Hırsızın hiç mi suçu yok? ,” demiştir.
  2. Tuhaf Bir Hesap
    Nasreddin Hoca’nın mahalle manavına borcu varmış. Manav, Hoca’ dan borcunu ödemesini isteyince Hoca: “Çıkar defterini “, demiş . Manav defteri çıkarmış ve Hoca ‘nın 31, mahalle imamının da 26 akçe borcu olduğu görülmüş . Hoca bu kez manava: “Bizim imamla aramızda teklif yoktur. 26 akçeyi aramızda sayışırız. 31 ‘den 26’yı çıkarınca geriye ne kalır? 5 akçe. Şimdi o beş akçeyi de sen bana verdin mi hesap tamam olur” deyince, manav bu hesaba bir türlü akıl erdirememiş ve ağzı açık kalarak Hoca’yı uğurlamış.
  3. Sen Beğendin Ben Doldurdum
    Nasreddin Hoca bir gün eşeğiyle giderken hayvanın eğilip kokladığı tezekleri yem torbasın doldurmuş . Eve gelince de torbayı eşeğin boynuna asmış . Eşek içinde tezek dolu olan torbadan hoşlanmamış ve başını sağa sola çevirip huysuzluk yapmaya başlamış. Bunun üzerine Hoca, eşeğin yanma gelmiş ve: “Niye aksilik ediyorsun, sen beğendin, ben doldurdum”, demiş.
  4. Bir Top da Ben Attım
    Palavracının biri, Nasreddin Hoca’nın bulunduğu bir mecliste. ” Filanca savaşta, düşmanla şöyle vuruştuk, böyle kan döktük”, gibi uydurma hikayeler anlatırmış . Adam bir ara işi azıtarak, o devirde henüz top yokken:
    “Ağızları içine on insan sığacak koca toplar gümbür gümbür ateş etmeğe başladı”, diye yeni bir yalana başlayınca, Hoca, dayanamayıp seslice bir yellenmiş. Palavracı adam: ” Bu da ne? ” diye sorunca, yalan dinlemekten bayılma derecesine gelen Hoca: “Kusura bakma, aşka gelip bir top da ben attım!” demiş.
  5. Pınar Başında Uyumuştum
    Nasreddin Hoca, bir seyahat esnasında yolunun üzerindeki köyün tanıdık imamına misafir olarak uğramış. İmam Hoca ‘ya: “Efendi susuz musun, uykusuz musun?” diye sormuş. Hoca’nın karnı açlıktan zil çalıyormuş. Yemekten söz etmeyen imama şu cevabı vermiş: “Buraya gelirken bir pınar başında biraz uyudum”, demiş.
  6. Bizim İller Bizim İller
    Tanıdıklarından bir Nas reddin Hoca ‘ya misafir gelmiş. Hoca, buna elinden gelen ikramı yapmış. Yedirmiş, içirmiş, geç vakitlere kadar yanında oturmuş . Tam yatacağı sırada arsız misafir, bir türkü tutturmuş: Bizim eller bizim eller/Yatarlarken üzüm yerler. Geç saatte misafire bir de üzüm vermeye pek gönlü olmayan Hoca, aynı makamla şu cevabı vermiş : Bizde öyle adet yoktur! Saklarlar da güzün yerler.
  7. Bizim Şehrin Merhabası
    Timurlenk, bir gün, Akşehir’in ileri gelenlerini yanına çağırarak kendilerine şerbet ikram etmiş . İlkin şerbeti Timur’a getirmişler. O, şerbeti içip bitirince, mecliste bulunanlardan cahil bir dalkavuk. Timur ‘a yaranmak için, korku ve telaşla: “Afiyet olsun” , yerine, “Merhaba!” deyivermiş . Timur’un bu münasebetsizliğe canı sıkıldığını gören Hoca: ” Efendim, bizim şehrin merhabası böyle ağız tadıyladır”, demiş.
  8. Hoca’nın Rüyası
    Nasreddin Hoca, bir gün yolda kavga eden iki kişi görmüş. Yanlarına yaklaşmış. Adamlar Hoca’yı görünce kavgayı kesmişler ve Hoca’ya: “Sizi bize Allah gönderdi. Aramızda bir anlaşmazlık var. Bize hakem ol. Biz bir sürüden yedi koyun çaldık aramızda pay edemiyoruz.”, demişler. Hoca onlara: “Vereceğim hükme itiraz etmezseniz size yardım ederim ” demiş. Onlar kabul edince de : “Bir sana, bir sana, bir bana. Bir sana, bir sana, bir bana. Şimdi bir koyun arttı. Onu da kesip yiyelim”, demiş. Onlar razı olmuşlar. Kalan koyunu kesip kızartıp yemişler ve herkes ikişer koyunla evine gitmiş. Hoca ertesi gün koyunların sahibine rastlamış. Adam çok cimri bir adammış. Hoca ona, yedi koyununun çalındığını söylemiş. Adam saymış, bakmış ki yedi koyun eksik ve Hoca’nın yakasına yapışıp, doğruca kadıya götürüp, şikayet etmiş. Kadı, Hoca’dan, olayı anlatmasını istemiş. Hoca olayı aynen anlatmış ve sonunda: “Koyunun etini yerken birden uyandım”, demiş. Kadı Hoca’ya: “Anlattığın rüya mıydı? ” diye sorunca da o: “Siz bana dün gece gördüğüm ve sürü sahibine anlattığım rüyayı sormuyor musunuz?” demiş. Bu kez sürü sahibi söze karışarak, Hoca’ya: “Sen bana bunun rüya olduğunu söylemedin”, deyince Hoca: “Sonunu anlatmadan beni alıp buraya getirdin” , demiş. Şahit bulunmadığından kadı, ikisini de huzurundan çıkarmış. Hoca da ellerini göğe açmış: “Hey mübarek Allah’ım. İyi ki o anda bana bu rüya hikayesini ilham ettin. Yoksa nasıl kurtulurdum? “demiş.
  9. Eşekliğine Gülüyor
    Nasreddin Hoca’nın bulunduğu bir sohbette adamın biri güzel fıkralar anlatıyormuş. Orada bulunan biri hariç herkes gülüyormuş. Fıkra anlatan, bu adamın gülmediğini görünce herhalde anlamadı diye son fıkrayı ona üç kez anlattı. Dördüncü kez anlatmaya başlayınca adam kahkahalarla uzun uzun gülmeye başlamış. Bu kez fıkra anlatan: ” Canım efendim, fıkranın bu kadar uzun kahkaha atacak kadar değeri yoktur” deyince Hoca dayananmış : ” Efendim, o fıkranın güzelliğine değil, hala anlamadı da eşekliğine gülüyor ” demiş.
  10. Daha Çirkin
    Nasreddin Hoca’ya bir gün çok çirkin bir adam misafir olarak gelmiş. Hoca kapıyı açıp adamı görünce birden evin odasına kaçmış. Biraz sonra tekrar geri gelmiş. Misafir, Hoca’ya neden böyle yaptığını sorunca, Hoca: ” Affedersin birader! Kapıyı açıp birden senin çirkin yüzünü görünce odaya kaçtım. Ama orada bizim kaşık düşmanını gördüm. O senden bir kat daha çirkin. İşte onun için tekrar geri döndüm”. demiş.
  11. Büyük Laf
    Bir sohbet sırasında, Nasreddin Hoca’nın zekasından ve bilgisinden yararlanmak istediğini söyleyen biri: ” Hocam, büyük bir laf etsene”, diyerek onu zor bir durumda bırakmak istemiş. Hoca, hemen cevap vermiş: ” Fil. “
  12. Eşek Atla Gidiyor
    Bir gün, Nasreddin Hoca, eşeğine binmiş gidiyormuş. Yolda, bir atlıya rast gelmiş. Atlı, Hoca’yla alay etmek için: “Hoca, Hoca! Eşek nasıl gidiyor?” diye sormuş. Nasreddin Hoca bu kendini bilmez adama bir ders vermek istemiş . Şöyle demiş : “Eşek mi? Eşek atla gidiyor.”
  13. Ölme Eşeğim Ölme
    Akşehir’de büyük bir kıtlık baş göstermiş. İnsanlar yarı aç, yarı tok yaşamaya, hayvanlar yemsizlikten kırılmaya başlamış. Nasreddin Hoca, elindeki yemi azar azar yedirerek eşeğini yaşatmaya çalışmış. Bir gün, hayvanın gücünün büsbütün tükendiğini, açlıktan ölecek duruma geldiğini görünce, emektarının kulağına eğilmiş. “Ölme eşeğim ölme … Yonca bitsin de bir güzel ye!” demiş.
  14. Hoca’nın Çivisi
    Nasreddin Hoca, evini sattığı adamdan, duvardaki çivinin kendisinin olmasını istemiş . Adam bunda bir sakınca görmeyerek kabul etmiş. Hoca, bir süre sonra, çivisine bir kalbur asmak için eve uğramış. Başka bir zaman, eşeğinin yularını asmak için uğramış. Hoca’nın eve uğrayışları sıklaşınca, bundan rahatsız olan ev sahibi evi geri vererek kurtulabilmiş.
  15. Çarpılırsa Düzelir
    Ağzı, burnu çarpılmış bir adamın tedavisini Nasreddin Hoca’dan istemişler. O da: “Hastanızın iyileşmesini istiyorsanız, onu, dolunayda, gece yarısı bir gavur mezarının yakınına götüreceksiniz. Orada su dökecek”, demiş . Hasta yakınları buna karşı çıkmışlar: “Ne diyorsun Hoca efendi? Çarpılır sonra.” Nasreddin Hoca, bu itiraz üzerine: “İyi ya, zaten çarpılmış. Bir daha çarpılırsa düzelir”, demiş.
  16. Kazan Tamiri
    Nasreddin Hoca, gençliğinde, bakırcının yanında da çalışmıştı. Bir gün, adamın biri, bir kazan getirmiş ve tamir edilmesini istemişti. Kazanı, tamirden sonra alıp gitmiş ama doğru dürüst tamir edilmediğini görünce tekrar geri getirmiş ve Nasreddin’e: “Sözde kazanı tamir ettin. Gene akıtıyor” , demiş. Nasreddin kazanı evirip çevirdikten sonra: “Sen bunun içine ne koyacaktın? ” diye sormuş . Adam: ” Ne koyacağım? Elbette su … ” deyince, Nasreddin, şöyle karşılık vermiş : “Önceden bunu neden söylemedin. Ben senin kazana ceviz koyacağını sandım.”
  17. Semer
    Nasreddin Hoca, bir eşek edinmeyi çok ister, ama parası olmadığından bir türlü alamazmış. Bir gün, semercinin önünden geçerken dayanamamış , bir semer satın almış. Semeri eve getirdiğinde, karısı: “Ayol, semeri ne yapacaksın. Önce eşek lazım” , diyecek olmuş. Nasreddin Hoca, ona: “Belki bir gün eşeğimiz de olur. Şimdilik bununla avunur gideriz”, demiş.
  18. Zengin Sanırlar
    Nasreddin Hoca, çocuklarına: “Öldüğümde bana gösterişli bir mezar yapmayın sakın” , demiş. Nedenini sorduklarında: “Sorgu melekleri beni zengin sanıp sıkıştırmasınlar sonra”, diye karşılık vermiş.
  19. Niyeti Var
    Nasreddin Hoca, yırtık elbiseli çocuğunu severken: “Ah benim ipek şallı, atlas elbiseli evl3.dım!” diye söylenirmiş. Bu sözleri duyanlardan biri: “A Hocam! Çocuğun ayağında don yok. Sen neler söylersin?” deyince, Hoca, şöyle karşılık vermiş: “Öyle ama, söylediklerimi giymeye niyeti var.”
  20. Sakız Çiğnemenin Faydası
    Nasreddin Hoca, sakız çiğnemeyi adet edinmişti. Sakızı ağzından eksik etmediğini gören dostları: “Hoca, niçin daima kadınlar gibi sakız çiğniyorsun? ” diye sormuşlar. Hoca, gülümseyerek: “Dostlar! Ağzımda sakız bulundukça, münasebetsiz söz sarf etmiyorum. İşte, bunun için sakızı ağzımdan çıkarmıyorum”, demiş.

Kaynak Linkler:
https://www.bilgidemeti.com/nasrettin-hoca-kimdir-en-sevilen-20-nasrettin-hoca-fikrasi/
https://tr.wikipedia.org/wiki/Nasreddin_Hoca

1 thought on “Nasrettin Hoca Kimdir? En Sevilen 20 Nasrettin Hoca Fıkrası”

  1. Nasrettin Hoca fıkraları güldürür ve düşündürür. Sululuk olmaz. Derindir. Nasrettin Hoca fıkraları dünya kültür mirasında sağlam bir kalıcılığa sahiptir. Kısaca Nasrettin Hoca Türk kültürünün baş tacıdır.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir