Bizimle iletişime geçin

Sanat

Önemli Türk Ressamları ve En Ünlü Eserleri

Önemli Türk ressamları ve en ünlü eserleri  başlıklı yazımızda; Fikret Muallâ, Abidin Dino, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Hasan Kavruk hakkında kısa bilgiler derledik. Kuşkusuz Türk Resim sanatında birbirinden önemli yüzlerce ressam vardır. Bundan dolayıdır ki bu ressamlarımız arasından ayrım yapmak çok zordur. Bununla birlikte yaşadıkları dönemlere damgalarını vurmuş ve ismi birbirinden değerli olan ressamlarımızın hepsine bir yazıda yer vermek neredeyse imkansızdır. Bu nedenle resim sanatına emek veren tüm ressamlarımızı saygıyla anarak;  Dünyaca ünlü Türk ressamlarından, Fikret Muallâ, İbrahim Çallı, Abidin Dino, Hikmet Onat ve Hasan Kavruk’u kısaca tanıtacağız.

Fikret Muallâ

Önemli Türk Ressamları ve En Ünlü Eserleri: Fikret Muallâ Kısaca Hayatı ve Sanat Anlayışı

Fikret Muallâ Saygı (1903 – 1967) 20. yüzyılın dünyaca ünlü Türk ressamı. Çalkantılı ve bohem yaşam tarzı nedeniyle sadece sanatı değil, yaşamı da resim tarihine adeta bir mitoloji olarak geçmiştir. Fikret Muallâ Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sanat Dünyası

Sanat Hayatı

Fikret Mualla mutlu olabilmek ve her şeyi unutmak için resim yapmıştı. Bu nedenle sanat dünyasındaki çeşitli akımlardan etkilenmedi, resimlerini yaparken sezgilerini kullandı, kendi tarzını yarattı. Eserlerine kendi hislerini aktardı. Coşku dolu resimler yaptı. Huysuz, uzlaşmasız kişiliğini ve mutsuz yaşamını resimlerine yansıtmadı, yaşama sevinci dolu resimler yaptı.

Şehirleri resmetmeyi seven Mualla, resimlerine İstanbul ve Paris’in insanlarını, sokaklarını, kafelerini, sirkleri, genelevleri, balıkçıları resimlerine taşımıştır. Renklerle oynamayı seven sanatçının, Henri Matisse’in renk kullanımından çok etkilendiği bilinir.

Resimlerini genellikle renkli fon kağıtları üzerine guaj boya ile yaptı. Sulu boya ve pastel malzemelerini resimlerinde sıkça kullandı. Paris sanat ortamında tanınması biraz zaman alan Fikret Mualla’nın eserlerini Picasso’nun övdüğü, hatta bir resmini satın aldığı, kendi çalışmalarından birini de ona hediye ettiği ve Fikret Muala’nında Picasso’nun verdiği tabloyu bir rakı parasına sattığı bilinir.

Fikret Mualla’nın başlıca eserleri arasında Oturan Adamlar, Kafe, Marsilya’da Fransız İşçileri Bir Kahvede, Haliç ve Süleymaniye, Paris’te Bir Sokak, Baloncu ve Balıkçı sayılabilir.

Ölümünden sonra Paris’te açık artırmaya çıkarılan resimleri de Türk devleti tarafından satın alınmış ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturulmuştur.

1976’da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen yüz on sekiz resmi ile Ankara’da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Günümüzde Paris’te Fikret Mualla Dostları Dernegi adında bir dernek vardır, Bu dernek, Fikret Mualla’nın tablolarının orjinalligini arastirmak ve ressami tanitmak sorumluluğunu yüklenmiştir.

Abidin Dino

Abidin Dino, (d. 23 Mart 1913, İstanbul – ö. 7 Aralık 1993,Paris) Türk ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni.

Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden olmuştur. Türkiye’nin yanısıra Fransa, Cezayir, ABD gibi ülkelerden sergiler açmış; yurtdışında Fransa Plastik Sanatlar Birliği Onur Başkanlığı, New York Dünya Sanat Sergisi Danışmanlığı gibi görevler üstlenmiştir. Sol görüşlü bir aydın olan Dino, siyasi düşünceleri nedeniyle bir süre Türkiye’de sürgünde yaşamış 1952’den itibaren Paris’te hayatını sürdürmüştür.

Abidin Dino'nun Kısaca hayatı

Kitapları: Kısa Hayat Öyküm,  Sensiz Her şey Renksiz,  Sinan – Bir Düşsel Yaşamöyküsü, Yeditepe Öyküleri

İbrahim Çallı

İbrahim Çallı ( d.13 Temmuz 1882, Çal, Denizli – ö. 22 Mayıs 1960 İstanbul ) Türk ressam. Yrd. Doç. Dr. Özand Gönülal, İbrahim Çallı’nın resimlerini, genel olarak “manzara, natürmort, nü, ve portreler olmak üzere gruplandırmak mümkündür” diyor; ve devamla: “Manzara”  resimlerine baktığımızda panoramik doğa görüntülerinin yansıra şehir kesitlerini ve “balıkçılar” resminde olduğu gibi, doğa içinde günlük yaşam öykülerini bulmak mümkündür.”

İbrahim Çallı Hayatı ve eserleri

“Adalardan” adlı resminde olduğu gibi panoramik anlayışa sahip olmasına karşın kompozisyonu oluşturan biçimlerin daha belirgin vurgulanmasını sağlamıştır. Şehir kesitlerini yansıttığı resimlerinde, belgesel niteliğinde bir yaklaşım sergilenmiştir. “Bursa Türbeleri”  adlı resim bu yaklaşımın önemli bir örneğini oluşturmaktadır.”

“Balıkçılar” adlı çalışmasında, resim yüzeyine tamamen hakim olan kayık ve içinde bulunduğu denizin ilişkisi, bir görüntü oluşturmaktan çıkmış, yaşamdan alınmış bir zaman diliminin dinamik karakterini belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Buna karşın kayıktaki figürlerin sahip olduğu biçim statik bir yapıyı yansıtmasına karşın, lekesel değerler sayesinde hareketin varlığını sergilemektedir. Fırça vuruş biçimi ve farklı renk lekeleriyle kayığın içinde bulunduğu denize çırpıntılı bir karakter katarak izleyicinin derinliklerinde bir heyecan oluşmasını sağlamıştır. Resim yüzeyinde kullandığı renk skalası içerisinde yer alan çarpıcı renkleri, kayığın üzerinde topluyor olması, dikkati insan varlığının gün içerisinde yaşadığı zorlu bir yaşam kesitine çekmeye çalıştığı izlenimi yaratmaktadır.”

İbrahim Çallı, Manolyalar”Natürmort”, İbrahim Çallı’nın yaratı süreci içerisinde farklı bir yere sahiptir. Bu resimlerinde kullandığı ışık ve bununla belirginleşen lekesel değerler ile renk skalası yaşam derinliğine kökleri uzanan bir tutkunun varlığına işaret etmektedir. Bu eserlerinde ölü bir doğa resmetmesine karşılık, kompozisyon düzeni ve fırça vuruşlarıyla yaşama ilişkin bir dinamiği yakalamak mümkündür.”

Hikmet Onat

Hikmet Onat, (d. 1882 İstanbul – ö. 1977 İstanbul), Türk ressam.

Empresyonist akımın Türkiye’deki devamcılarından olan Hikmet Onat, Türk resim tarihinin büyük ustalarındandır. Bir asra yaklaşan yaşamında ancak bir kere sergi açabildi. Yapıtları Devlet Resim ve Heykel Sergileri’nde yer aldı. 1973 ve 1974 yıllarında üst üste çalışmaları ödüle değer görüldü. İlk ve son sergisini ölümünden birkaç ay önce açan sanatçı, 14 Mart 1977’de İstanbulda öldü.

Resimdeki Tablo: Hikmet Onat, Büyükdere Peyzaj, 1970 TÜYB 55×75
Öneml Eserleri: Salacak’ta Kayıklar Ve Kızkulasi, Peyzaj, Büyükdere ,Büyükada,Dilburnu, Manolyalar ,Çengelköy,Onat ,Balıkçı Tekneleri, Topkapı Sarayı, İstanbul Peyzajı ve Meyve Tabağı

Hasan Kavruk

Hasan Kavruk (Akseki, 25 Şubat 1919 – 29 Ocak 2007, İstanbul), Türk ressamı ve eğitimcisi. Çağdaş Türk resim sanatında lirik soyutlamacı anlayışın öncülerinden olan ressam, Modern Figüratif akımın en ısrarlı icracı ve takipçilerindendir.

1955 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce, yeni Meclis Binasına konmak üzere Bursa’ya ait tablolar yapmak üzere görevlendirilmiş ve Meclis Jürisince yapıtları kabul edilmiştir.

Hasan Kavruk 2.JPG

1963 yılında İzmir’de açılan Birinci Sanat Festivali’nde Resim dalında birincilik ödülü kazanmış ve bundan üç yıl sonra 1966 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Sanat Ödülü’nü kazanarak “Yılın Ressamı” seçilmiştir. Bu arada Tahran’daki RCD Sekreterlik Binası’nın tefrişi için yapıtı gönderilen beş Türk sanatçısından birisidir. 1968 yılının Eylül ayında da Türkiye Ressamlar Cemiyeti’nin düzenlediği Altın Baykuş Madalyası birincilik ödülünü kazanmıştır.

1947 yılından bu yana resimlerini Klasik Batı Müziği eşliğinde çalışan Hasan Kavruk, ilham kaynağı olarak Anadolu’nun bu somut manzaralarından Klasik Batı Müziği’nin soyut ve sembolik dünyasına da geçerek birçok yapıtlar ortaya koymuştur. Bu konuda yaptığı en önemli kompozisyonları, İzmir ve Ankara’daki Devlet Konservatuarlarındadır. Buralarda sunulan yapıtların ana ilham kaynağı da yine Klasik Batı Müziği’nin en ünlü kişiliklerinden bazılarının sesleridir.

Önemli Türk Ressamları ve En Ünlü Eserleri

 

Tamamını Oku

Sanat

Fikret Muallâ Kimdir? Kısaca Hayatı ve Sanat Dünyası

Fikret Muallâ

Çocukluğu

Fikret Muallâ 1903 yılında İstanbul Kadıköy’de (Moda semtinde) dünyaya gelmiştir. Annesi ev hanımı Nevber Hanım , babası  Düyunu Umumiye’nin ikinci müdürü, Ekrem Bey’dir. Ailenin ilk çocuğudur. Fikret Muallâ ismi, ailenin kız çocuğuna düşkünlüğü nedeniyle verilmiştir. Öyle ki sanatçının saçları çocukluğunda uzun süre kesilmemiştir. Fikret Muallâ’dan 12 yıl sonra dünyaya gelen kardeşi Melih için de aynı durumlar yaşanmıştır.

Fenerbahçe’de futbolcu olan dayısı Hikmet Topuzer’den etkilenerek futbolcu olmak isteyen Fikret Muallâ, 12 yaşında futbol oynarken sakatlanır ve topal kalır.  1910 – 1916 yılları arasında Saint Joseph okulunda başladığı eğitimi, daha sonra da ölçülü bir disiplin içinde ve iyi bir kültür alması için yazdırıldığı yatılı okul olan Galatasaray Lisesi’nde devam ettirir.  Resim öğretmenleri  Viçen Arslanyan ve Şevket Dağ’dır.  Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Avrupa’yı saran İspanyol nezlesi nedeniyle annesini 1918 yılında, henüz 35 yaşında iken kaybeder.

Annesinin ölümü sonrasında babasının çok kısa sürede başka bir kadınla birlikte olması onu çok üzer.  Fikret Muallâ hırçınlaşmış, sınır tanımaz ve öfkeli biri olmuştur.  Bir gün üvey annesine nefretinden dolayı babası ile tartışır ve sonunda onu tek hamlede yere serer. Bu olaydan sonra, aklından şüphe edildiği için Bakırköy Akıl Hastanesi’ ne kaldırılır. Doktor Mazhar Osman’ın tavsiyesi Fikret’in bulunduğu ortamdan uzaklaştırılması olmuştur.

Fikret Muallâ, Çiçekli Kız, 1961, Kâğıt üzerine yağlıboya, Oya-Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Fikret Muallâ, Çiçekli Kız, 1961, Kâğıt üzerine yağlıboya, Oya-Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Almanya ve Fransa Dönemi

1920 yılında lise öğrenimini bile bitirmeden, mühendislik öğrenimi için Zürih’ e gönderilir. Ancak eğitimini Almanya’ da, 1921’ de Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde sürdürmek üzere yarıda bırakır. Hocası Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nin müdürü olan Prof. Arthur Kampf olur.  Almanya’ da kendini tümüyle resme verir.  Paul Klee gibi sanatçılara ve sanat akımlarına aldırmadan, içinden geldiği resim yapıp, ilerlemeye çalışmaktadır. Bu hırsı ve kararlılığı, günün birinde sanatının kendi rotasında devam etmesini ve gerçek sanatçılar arasında yer almasını sağlayacaktır .

Almanya, Fikret Muallâ’nın sanat ve alkolle geçecek olan bir hayata yönelmesinde büyük bir etkendir. Muallâ’ya göre sanatçı mutlaka içmelidir, bu anlayış onu kısa sürede kendini kaybedip, küfreden ve kavga eden birine dönüştürmüştür. Almanya’da bir süre alkol tedavisi olur. Bu arada maddi durumu bozulan babasından gelen para kesilir.  Almanya macerasından sonra Fransa ve İtalya’ya geçerek sanat galerilerini gezer.  Paris’teki özgürlüğü kısa bir süre sonra parasızlık yüzünden son bulur. 1927’ de Türkiye’ ye döner

Muallâ’nın İstanbul Yılları

1920- 26 “Berlin Resim Akademisi’nin ünlü ressamı Fikret Muallâ, altı yıllık bir Berlin yaşamından sonra önce Paris’e uğradıktan sonra İstanbul’a döner.  1927- 1928 yılları arasında, bir zamanlar öğrenci olduğu okulda, Galatasaray Lisesi’nde çalışmaya başlar. Babası ile anlaşmazlıklar sebebiyle Beyoğlu’nun ara sokaklarında, eski bir evin tavan arasında, bohem hayat yaşamaktadır. Galatasaray Lisesi’nde çalıştığı günlerden birinde yaşadığı adli bir olay sonucunda görevine son verilir.  Fikret Muallâ bir süre sonra Ayvalık Ortaokulu’nda resim öğretmenliği yapmaya başlar. İstanbul’dan ayrılmak, doğanın içindeki sükûneti bir süre ona iyi gelir ama yine öfke halleri ve polislik vakaların da etkisiyle dilekçe vererek istifa eder.

Fikret Mualla,  Ayvalık’tan İstanbul’a döndü. İstanbul sanat çevrelerinde umduğu ilgiyi bulamadı, çalışmaları aşağılandı. Bir süre ilgisini edebiyata yöneltti. Kendisiyle benzerlikler bulduğu Schiller hakkında bir kitap yazdı. Şiller (Schiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri adlı kitabı 1932’de yayımlandı. 1938 yılında Ses dergisinde yayınlanan Usera Karargahı ve Masal adlı öyküleri de onun edebiyatçı yönünün eseridir.

Mualla, bu dönemde geçimini sahne kostümleri çizerek, kitap resimleyerek sağlıyordu. İstanbul Şehir Tiyatrosu sopranosu Semiha Berksoy’a duyduğu ilginin de etkisiyle Beyoğlu semtine yerleşti. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetlerin kostümlerini çizdi; İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Yeni Adam Dergisi’nin yazılarını resimledi, aynı dergide dönemin sanatçılarının portre desenleri ve karikatürlerini çizdi; Nâzım Hikmet’in Varan 3 adlı şiir kitabını ve Benerci Kendini Nasıl Öldürdü? adlı oyununu resimledi. Resim yapmayı da sürdürüyordu, İstanbul’un çeşitli semtlerinden manzaralar yaptı. 1934 yılında suluboya ve desenlerini sergilediği ilk sergisini açtı, ancak fazla ilgi görmedi.

İstanbul döneminde, sanatsever Salah Cimcoz, ona Moda’daki konağında rahatça çalışacağı bir yer tahsis etmişti. Bu evde Cimcoz’un üç çocuğuna (birisi ileride cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün eşi olacak Emel idi) resim dersi veriyordu. Ne var ki Salah Cimcoz ile içkili iken yaşadıkları bir tartışma sonucu konağa gidip üzerinde çalıştığı portreleri parçalayan, dev bir panoda toplu halde portrelerini çizmekte olduğu devlet büyükleri hakkında uygunsuz sözler sarfeden Fikret Mualla, sözlerinden ötürü sorgu ve tahkikata uğradı. Ömrü boyunca onu terketmeyecek polis korkusu böylece başladı. Bu olaydan sonra (1936) bir buçuk yıl süreyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördü. Hastanede ünlü doktor Mazhar Osman’ın kontrolündeydi ve Neyzen Tevfik ile aynı odayı paylaştı.

Paris Yılları

Fikret Mualla, 1938 yılında babasını kaybetti.  Babasından kalan değerli varlıkları satarak Paris’e yerleşmeye karar verdi. Gitmeden önce, Abidin Dino’nun ricası üzerine 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için İstanbul konulu 30 kadar tablo yaptı. Aynı yıl Ses dergisi için çizdiği desenlerden bazıları müstehcen bulununca hakkında dava açıldı; Mualla, davadan beraat ettikten sonra 26 yıl boyunca yaşayacağı Fransa’ya gitti.

Fransa’ya gittiği dönemde ülkede Edvard Munch ve Wassily Kandinsky gibi ressamların temsilcisi olduğu dışavurumculuk akımı gündemdeydi, ressam da bu anlayıştan etkilendi. Paris’te kısa bir süre eğlenceli, lüks bir yaşam süren Fikret Mualla, II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve ülkenin işgal edilmesi üzerine zor bir döneme girdi. Sanatçının, günlük gereksinimlerini karşılamak üzere tablolarını yok pahasına sattığı anlatılır. Alkol sorunu, polis fobisi, yurt özlemi nedeniyle yaşadığı sıkıntılar birkaç kez hastanede tedavi görmesini gerektirdi. Fikret Mualla, sıkıntılarını resim yaparak ve içki içerek atlatmaya çalışıyordu. Ressam Hale Asaf’a aşık oldu ama karşılık görmedi. İki ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı.

Bundan sonraki yaşamı çeşitli sanatseverlerin koruması altında sürdürdü. Mualla, hastanede kendisine resim yaptıran Dina Vierny’nin koruması altına girmişti. Burada yaptığı resimlerle 1954 yılında Paris’te Dina Vierny Gallery’de ilk sergisini açtı.  25 yıl boyunca eserlerini toplu olarak hiçbir yerde sergilememişti. O güne kadar tablolarını satın almak isteyenlar onu Paris kahvelerinde bulurlar ve genellikle eserlerini ucuza kapatırlardı.

İlk sergisini de iki tablo simsarı organize etti. Sergide, eserleri büyük ilgi gören Mualla’nın tüm tabloları satıldı. Tablo simsarları, Mualla’ya vadettikleri payı vermeyerek onu dolandırmışlardı ama bu sergi sanatçıyı Paris’teki sanat çevrelerine görkemli bir şekilde tanıttı, Paris ressamı olarak tanınmasını sağladı. Birçok büyük sanatçıyla tanıştı, Picasso’nun da dikkatini çekti. İkinci sergisini ise iki yıl sonra açtı ve sergiden sonra tekrar akıl hastanesine yatırıldı. Taburcu olduğunda sanayici Lhermin ile bir anlaşma yaptı. Aynı dönemde resimlerinin sürekli alıcısı olan Madam Angles ile tanıştı.

Mualla, resimlerinde Paris şehrini konu edindi. Giderek Paris ortamında bir ün kazandı. Eserleri, koleksiyon yapanlar tarafından toplanmaya başlamıştı ancak kendisine düzenli bir hayat kuramadı. 1962 yılında felç geçiren sanatçının bakımını, kocası Alpler bölgesi senatörü olan Madame Fernande Agnes adlı sanatsever üstlendi. Raquel Agnes’in eşi Madam Fernande Agnes, onu bir bakıcı eşliğinde Reillanne’daki çiftliğine götürdü. 1967’de ölümüne kadar bu çiftlikte Madam Agnes için çok sayıda eser üretti. 1967 yılı Mayıs ayında sinir krizleri nedeniyle bir dinlenme evine yatırıldı. 20 Temmuz günü ölü bulundu. Reillane’daki Mane Mezarlığı’na gömüldü.

Cenazesinin isteğine uygun olarak yurduna getirilmesi 1974 yılında gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün eşi Emel Hanım’a çocukluk yıllarında resim dersi vermiş olması ve bu sebeple Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün ilgilenmesi üzerine kemikleri İstanbul’a getirilerek Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.

Sanat Hayatı

Fikret Muallâ, Oyun Masası, Guaj boya, Oya- Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Fikret Muallâ, Oyun Masası, Guaj boya, Oya- Bülent Eczacıbaşı Koleksiyonu

Fikret Mualla mutlu olabilmek ve her şeyi unutmak için resim yapmıştı. Bu nedenle sanat dünyasındaki çeşitli akımlardan etkilenmedi, resimlerini yaparken sezgilerini kullandı, kendi tarzını yarattı. Eserlerine kendi hislerini aktardı. Coşku dolu resimler yaptı. Huysuz, uzlaşmasız kişiliğini ve mutsuz yaşamını resimlerine yansıtmadı, yaşama sevinci dolu resimler yaptı.

Şehirleri resmetmeyi seven Mualla, resimlerine İstanbul ve Paris’in insanlarını, sokaklarını, kafelerini, sirkleri, genelevleri, balıkçıları resimlerine taşımıştır. Renklerle oynamayı seven sanatçının, Henri Matisse’in renk kullanımından çok etkilendiği bilinir.

Resimlerini genellikle renkli fon kâğıtları üzerine guaj boya ile yaptı. Suluboya ve pastel malzemelerini resimlerinde sıkça kullandı. Paris sanat ortamında tanınması biraz zaman alan Fikret Mualla’nın eserlerini Picasso’nun övdüğü, hatta bir resmini satın aldığı, kendi çalışmalarından birini de ona hediye ettiği ve Fikret Muala’nın da Picasso’nun verdiği tabloyu bir rakı parasına sattığı bilinir.

Remzi Raşa, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Selim Turan, Avni Arbaş, Nejat Devrim, Mübin Orhon ve Albert Bitran ile beraber Paris Türk Ekolü pentür sanatçılarındandır.

Fikret Mualla’nın başlıca eserleri arasında Oturan Adamlar, Kafe, Marsilya’da Fransız İşçileri Bir Kahvede, Haliç ve Süleymaniye, Paris’te Bir Sokak, Baloncu ve Balıkçı sayılabilir.

Ölümünden sonra Paris’te açık artırmaya çıkarılan resimleri de Türk devleti tarafından satın alınmış ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturulmuştur. 1976’da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen 118 resmi ile Ankara’da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Günümüzde Paris’te Fikret Mualla Dostları Derneği adında bir dernek vardır, Bu dernek, Fikret Mualla’nın tablolarının orijinalliğini araştırmak ve ressamı tanıtmak sorumluluğunu yüklenmiştir.

Kaynaklar:
https://www.bilgidemeti.com/fikret-mualla-kimdir-kisaca-hayati-ve-sanat-dunyasi

Fikret Muallâ – Vikipedi (wikipedia.org)

Tamamını Oku

Sanat

Salvador Dali Kimdir? Kısaca Hayatı

Salvador Dali’nin Çocukluğu

Salvador Dali, 11 Mayıs 1904’de İspanyanın Katalan Bölgesinde bir köyünde doğdu. Babası Salvador Dalí i Cusí ile annesi Felipa Domenech Ferres’in bir çocukları doğmuş, fakat Dali’nin doğumundan 9 ay önce ölmüştü. Ailesi ölen abisini çok sevdikleri için kendisine abisinin ismi olan Salvador ismini koydular.

Anne ve babasının ölen abisine olan sevgilerinden dolayı kendisine ilgi göstermemeleri Salvador’u olumsuz etkilemiş, dikkat çekmek için marjinal davranışlarda bulunmuştur. Dali ilerleyen yıllarında, çocukken yaşadığı bu psikolojik ruh halini şu sözleriyle anlatır; “Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için. Yaşadığı bu olay Salvador Dalinin karakterinin oluşmasında da büyük rol oynamıştır.10 yaşında ilk “Hasta Çocuk” adlı ilk resim çalışmasını yaptı. Daha sonra resim kursuna giderek öncelikle karakalem olmak üzere resim kabiliyetini geliştirdi.

Salvador Dali yumurta Tablosu

Salvador Dali’nin Gençlik Yılları

Gençlik döneminde Madrid San Fernando Akademisine başladı ancak disiplinsiz tavırlarından dolayı okuldan uzaklaştırılmıştır. Daha sonra ikinci kez okula kabul edilen Salvador yine aydı davranışları sergilediği için okultan temelli atılmıştır. Eserlerini dadaizm ve kübizm tarzında veren Dali, o dönem bu teknikler Madrid’de yaygın olmadığı için, sanat camiasında hemen dikkat çekti.

1929 yılında Bir Endülüs Köpeği adlı kısa filmini çekti. O yıl yeniden Paris’e giden Dali, sürrealist akımın önde gelen sanatçılarından André Breton ve Paul Éluard ile tanıştı. Ancak bu tanışmanın yanında bir de ilerleyen yıllarda Dali’nin hayatını birleştireceği, Éluard’ın karısı Gala yer alıyordu. Tanıştıkları ilk andan itibaren birbirlerinin ilgisini çekmiş ve tutkulu bir aşk yaşamaya başladılar.

salvador dali ve eşi

Evlilik Hayatı

Salvador Dali’nin kadınlarla arası hiç iyi değildi. Onları sadece cinsel bir meta olarak görüyordu. Bu düşüncesi 1926 da Gala ile tanışıncaya kadar devam etti. Gala ile tanıştıktan sonra büyük bir aşk ve tutkuyla ona bağlandı ve 1934 yılında evlendiler. Gala ona sanat hayatında çok yardımcı oldu.  Gala; Dali için bir aşık, bir arkadaş, esin perisi ve model danışman ve her şeyin ilerisinde varlığının yöneticisi olacaktır. Port Lligat’de ev alarak buraya yerleştiler. İspanya iç savaşları daha sonrada Dünya savaşlarından kaçarak bu vesileyle dünyayı dolaştılar.

Newyork’a yerleşti, ama arada sırada geri dönüyordu. 1966’da Newyork modern sanatlar müzesinde 1966’de ona bir retrospektif adadılar. Gala 3 sene sonra 1982’de öldü. Galanın ölümü onu çok etkilemişti.Bu olaydan sonra çok az resim yapmıştır. Dali Galanın mezarının bulunduğu yerden ev alarak buraya yerleşti ve burada son eserlerini yaptı.

23 Şubat 1989’da Figueras hastanesinde, 84 yaşında öldü. Cesedi ilaçlandı; ve Figueras’daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü.

Salvador Dali’nin Eserleri

Dali’nin 1500’den fazla resim ürettiği bilinmektedir. Yine çok sayıda heykel,  çeşitli taş baskı eserler, kitap illüstrasyonları vardır.  Brassaï, Man Ray, Cecil Beaton ve Philippe Halsman gibi fotoğraf sanatçılarıyla ve Elsa Schiaparelli, Christian Dior gibi moda tasarımcılarıyla beraber çalışmıştır.

Belleğin Azmi, 1931

Belleğin Azmi, 1931

Dalí’nin eserleri, Figueres’deki Dalí Tiyatro ve Müzesi’ndedir. Florida’da Salvador Dalí Müzesi, Madrid’de Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles’taki Salvador Dalí Galerisi sanatçının yüzlerce eserini barındırır.

25 Eylül 1962 tarihindeki Barselona sel felaketinde, boğulan ve kaybolan bine yakın kişinin anısına yaptığı 3 x 3.5 metre boyutlarındaki tablo, “Galacidalacidezoksiribonükleikasid” adını taşır.

Salvador Dali’nin Politik görüşü nedir?

Gençliğinde anarşist-komünist yazılararken bu dönemde aynı zamanda Dada akımının etkisine girmiştir. Dali büyüdükçe Troçkist André Breton etkisindeki sürrealist hareketin etkinliğinin artmasıyla sürrealist olur. Salvador Dali, değişik dönemlerde birbirinin karşıtı politik görüşlere yakın olmuştur. Sanat hayatının başlarında Troçkist bir çizgideyken, daha sonraları Franko yanlısı bir faşisttir. Salvador Dali’nin Franko hayranlığının sahici olmadığını söyleyenler vardır. Bununla birlikte Franko’nun ninesinin resmini çizmiştir. Kısaca belirtmek gerekirse Franko  ile ailece görüşecek kadar yakındır. Bunun yanında diktatör Franko tarafından çıkarılan idam fermanlarına övgüler dizmiştir.

Ancak İspanya İç Savaşında savaşmaktan uzak durduğu gibi her hangi bir gruba da dahil olmamıştır.  Aynı şekilde, İkinci Dünya Savaşındaki tavrı da aynıdır. 1984 Romanının yazarı George Orwell, Dali’yi “Fransa’nın Nazilerce işgal edilmesi sırasında fare gibi kaçmakla” eleştirmiştir.

Kaynak:

https://www.bilgidemeti.com/salvador-dali-kimdir-kisaca-hayati/
https://www.britannica.com/biography/Salvador-Dali

Tamamını Oku

Sanat

Selda İnci Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olan sanatçı, daha sonra Natuk Barkan Pratik Kız Sanat Okulu’nda resim eğitimi almıştır. Daha sonra da, çeşitli sanatçıların atölyelerinde eğitimine devam eden Selda İnci, yağlı boya, kara kalem, akrilik, sulu boya tekniklerini çok severek çalışmıştır.

Resmin yanı sıra hat dersleri de almış olan Selda İnci, hat sanatına olan ilgi ve maharetini tuvale aktarmayı ihmal etmemiştir. Eserlerinde hat sanatına yaklaşımı soyutlayıcı olmuştur. Kelime ve harflerden oluşan kaligrafik ögeleri resminin merkezine almış, hat sanatının önemli istiflerini âyet, hadis parçalarını, her zaman okunabilir biçimde yansıtmıştır. “Besmele”, “Maşallah”, “Bârekallahu Teala” gibi ibareleri, soyutlayıcı tavrıyla ve hattat yönünü konuşturarak resimlemiştir.

Hazırlayan

Nazlı ŞAHİN

KaYNAK: bilgidemeti.com/selda-inci-kimdir-kisaca-hayati-ve-eserleri/

Tamamını Oku

Öne Çıkanlar