Bizimle iletişime geçin

Sağlık ve Yaşam

Yılanlı Tıp Sembolü

Yılan günümüz kültüründe kendisine olumsuz anlamlar yüklenen bir hayvandır. Bir kişinin sinsiliğini, dedikoduculuğunu ya da kötülüğünü anlatmak için “yılan gibi” denir. Kötülüğün sınırı “su içene yılan bile dokunmaz” ile çizilir. Peki şifa veren tıp sembolü neden yılandır? Yılanlı Tıp Sembolü hakkında kısa bir araştırma yaptık.

Tıp kelimesi kaynağını eski Mısır şehri Teb(Tebai)’den alır. Teb ‘in totemi (geleneksel inanışa göre klanın atası) ise yılandır. Teb şehri Mısır’ın en önemli tıp merkezidir. Sanat tarihi eserlerinde yılanın tıp sembolünün ilk olarak Sümerlerdekullanıldığı görülmektedir. Bu sembol, yaşam ağacına sarılı bir dişi bir erkek yılandır. Bu sembolde sopa yaşamı, yılanlar ise gençliği temsil eder.

Yunan mitolojisinde tanrı Zeus’un önce öldürüp sonra Tıp tanrısı ilan ettiği Asklepios, tıp sembolündeki asaya sarılmış yılanla bütünleşmiştir. Asklepios’a göre hekim yılan gibi olmalı, sırrını kimseye söylememeli, sabır ve sükun içinde çalışmalıdır.

İslam ülkelerindeki kıssalarda Lokman Hekim,ölümsüzlüğü keşfettiği formülünü, heycanla geçtiği köprüden düşürür. Otları, Lokman Hekim geri almadan bir yılan yer. Yılan bundan böyle yaşama gücü ve sağlığı temsil eder. Uzak doğu felsefesinde çift yılan ölüm ve yaşamın dengesini, Maya ve Aztek kültüründe beyaz renkli ve iri burunlu yılan Quatzalcoatl, şiiri, şifayı ve bilgiyi temsil eder.

Yılanlı tıp sembolüne Osmanlı’da, 1836’da II.Mahmut’un fermanında rastlamak mümkündür. Fermanda, Tıp fakültesi öğrencilerinin, yakalarına yılanlı asa işlemesi takmaları emredilir.

Yılanlı sembol, bugün tüm dünyada sağlık bilimlerini (hekimlik, diş hekimliği, eczacılık, veterinerlik) temsil eder. Tıp sembolü olarak kabul gören bu semboldeki, yaşam ağacına sarılı bir dişi bir erkek yılan figürüdür. Buradaki sopa hayatı, yılanlar da gençliği sembolize etmektedir.

Yunan mitolojisinde anlatıldığı üzere Zeus, Asklepios’u öldürmüş ama daha onu sonra tıp tanrısı ilan etmiştir. Yılanlı Tıp Sembolü olarak bilinen bu sembolde Asklepios, asaya sarılmış ve böylece yılanla bütünleşmiştir.

Yılanlı tıp sembolünün farklı farklı figürleriyle birkaç çeşidi ve farklı hikayeleri bulunmaktadır. Bu konuda kesin olan şey günümüzde tıp sembolü olarak kullanılan iki farklı yılanlı sembolün olduğudur. Dünya Tıp Birliği tarafından kabul edilen sembol ile Türk Tabipler Birliği’nin sembolleri arasında bazı farkl, Dünya Tıp Birliği tarafından kabul edilen sembolde kanat olmamasıdır.

Kaynak Link: https://www.bilgidemeti.com/yilanli-tip-sembolu.htm

İlk Yayınlanma tarihi: 23 Eyl 2011, 10:56

Tamamını Oku
2 Yorum

2 Comments

  1. deniz tamer

    10 Kasım 2013 at 22:10

    Engerek yılanı zehrinden insana ilaç yapılmış mı, böyle bir ilaç var mı?

    MEVLANA, MESNEVİ, II. Cilt, sayfa: 21, beyt: 255

    “Yüzbinlerce ‘Lahavle’ okuyan ŞEYTAN’ a bak ey Âdem (adam/erkek) İBLİS’ i gör, bak nasıl YILANDA gizlenmiş! diyor!

    Lahavle= Ya sabır diye tespih çeken!

    İşte Lahavle diye tespih çekenler, Engerek yılanında gizlenmişler. Onları koruyan bu yılanlardır. Bu yılanların dili çözüldüğü gün, ne ırk, ne de din kalacaktır.

    • Belinay

      12 Temmuz 2014 at 03:54

      ilginç şeyler bunlar

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sağlık ve Yaşam

Islak Saçla Uyumanın 7 Zararı

Rüzgarlı ve soğuk havalarda ıslak saçla dışarıya çıkmak zararlı. Bunu hemen herkes biliyor. Peki ıslak saçla uyumak zararlı mı? Islak saçla uyumanın 7 zararı başlıklı yazımızda, saç kurutmanın önemine de kısaca değineceğiz. Hava sıcak veya soğuk olsun Islak saçla uyumak, sağlık açsından çeşitli risklere davetiye çıkarır. Bu yazımızın konusu, hemen herkesin yaptığı bir hata olan ıslak saçla uyumak ve bunun sonucunda ortaya çıkan genel sağlık sorunları.

İşte, ıslak saçla uyumanın 7 zararı

Soğuk Algınlığı

İnsanlar uyku sırasında biraz daha dış etkilerin zararlarına duyarlı olur. Bu nedenle atalarımız, “üstü açık uyuma” derler, üstü açık uyuyanın üzerine bir battaniye vb bırakırlar. Islak saçla uykuya dalmak ise biraz daha fazla sağlık problemine davetiye çıkarır.  Saçlar ise uyku sırasında her zaman açıkta kalmaktadır. Ayrıca yastıkla sürekli temas halinde olduğu için nemlenmeye hatta ıslaklığa neden olur. Bu da kafa bölgesinin daha çok ıslaklığa ve soğuğa maruz kalmasına neden olacaktır. Düşük sıcaklıklara uzun süre maruz kalmak bağışıklık sistemini zayıflatarak, virüslerin vücuda çok daha kolay girmesine zemin hazırlar. Nemli veya ıslak saçla uyumak, geceleri daha korumasız olan vücudu tehdit eder. Bunun sonucunda soğuk algınlığı ortaya çıkar.

Saç Dökülmesi

Saç dökülmesinin nedeni olarak, doğrudan ıslak saçla uyumak gösterilmez. Ancak saçların kurutulmadan uyunması sonucu ortaya çıkabilecek kaşıntı, mantar, saçların yıpranması nedeniyle dökülme oluşabilir. Yıpranmış ve dolaşmış saç telleri dökülmeyi de kolay hale getirmektedir. Bu nedenle ıslak saçların kurutulması önem arz eder.

Islak Saçla Uyumak ve Kepek Oluşumu

Saçlar için kepek, çözümü geçiktikçe tam bir kabusa dönüşebilir. Çünkü kepek oluşumunun tek bir nedeni olmaz. Bazı durumlarda kepeğin önüne geçmek için karmaşık tedaviler ve uzun süreçler bile gerekebilir. Saçlarda kepek oluşumun bir nedeni de ıslak saçlarla uyumaktır. Sıcak, soğuk havada, kışın veya yazın ıslak saçla yatmak hiç iyi fikir değil. Çünkü kafa derisinde zamanla nem birikebilir. Bu da PH’ın düşmesine ve ciltte bozulmanın öncüsü olabilir.

Islak saçlar kepek oluşumu için en uygun şartlardan biridir. Islak saçla uyuma nedeniyle kafa derisindeki eski hücreler birikir ve beyaz bir toz olarak yani kepek olarak düşer. Kepek oluşumun tek nedeni tabii ki sadece ıslak saçla uyumak veya saçları yeterince kurutmadan dışarıda dolaşmak değildir.

Saçlarda Yıpranma

Güçlü, gür yani sağlıklı saçlar herkesin istediği özellik. Yıpranmış, kuru ve güçsüz saç telleri ise hiç kimsenin istemeyeceği bir durum. Yıpranmış saçlar nedeniyle saç tellerinin dolaşması, daha doğrusu yetersiz saç bakımıdır. Saçların yıkandığı şampuanın bilindik, olması, bol suyla durulanması yanında uygun şekilde kurutulup taranması da önemlidir. Uzmanlar, ıslak saçla uyumanın, saçların yıpranmasına neden olduğu konusunda hemfikir.

Islak Saçla Uyumak Mantara Neden Olur

Islak saçla uyumanın bir diğer önemli zararı da mantar oluşma riskidir. Çünkü ıslak saç, deride mantar oluşmasına davetiye çıkarır. Bu durum sadece ıslak saç nedeniyle olmamakla birlikte nemli saçlar dahi mantar oluşumuna sebep olur. Mantar sorunu olan kişilerin, problem kaynağını araştırırken dikkate alması gereken bir konudur.

Islak Saçla Uyumak Baş Ağrısı Yapar

Baş ağrısının neden olan bir çok faktör vardır. Bunlardan ilk akla gelenler üşütme, stres ve başka hastalıkların belirtileridir. Baş ağısının bir nedeni de ıslak saçlarla uyumak olabilir. Nemli saçlar, insan vücudunun kendi savunma mekanizması üzerine etkili olur. Saç derisi, gece boyunca nemli saçlarla temas eder ve böylece buharlaşma meydana gelir. Bu durumun kaçınılmaz sonucu da dayanılmaz baş ağrıları olabilir.

Islak Saçla Uyumak Kaşıntıya Neden Olur mu?

Mantarın varlığı ve cildin uzun süre neme maruz kalması sonucunda deride kırışıklıklar oluşmaktadır. Cildin şişmesine neden olan aşırı hidrasyon sonucunda özellikle hassas ciltlerde yoğun kaşıntılara neden olur.

Islak saçla uyumanın 7 zararı başlıklı bu yazımızda, iyi kurutulmamış saçlarla uyumanın sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunlarına değindik. Banyo ya da duş sonrası saç kurutma makinesi kullanmak hiç de zor değil. Ayrıca yağmurlu havalarda ıslanan saçlarla uzun süre dışarda bulunmak da zararlı. Sinüzite neden olabildiği gibi zaten kronik sinüzit problemiyle cebelleşenler için ek sorunlar demektir. Bu anlatılanlardan sonra ıslak saçlarla rüzgarlı havalarda bulunmanın zararlarını anlatmaya gerek kalmamaktadır.

Kaynak Link
https://www.bilgidemeti.com/islak-sacla-uyumanin-7-zarari/

Islak saçla uyumanın zararları – Sağlık Haberleri (milliyet.com.tr)

Tamamını Oku

Sağlık ve Yaşam

3 Başlıkta TRACK Sendromu Nedir?

‘TRACK sendromu, böbrek yetmezliğine neden ola ve daha önce bilinmeyen bu rahatsızlık olup,  Tıp Literatürüne Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı tarafından kaydettirilmiştir.

Araştırma 4 aileden 6 hasta üzerinde yapılmış ve böbrek yetmezliğine sebep olan yeni bir sendrom tanımlanmıştır.  Bilinmeyen bir hatalık olması nedeniyle ‘TRACK sendromu’ adı verilmiştir. Tıp literatürüne girişi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı tarafından gerçeklemiştir.

3 Başlıkta TRACK Sendromu Nedir?

T24 Gazetesinin haberine göre Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı iş birliği ile yapılan ve 5 yıl süren kapsamlı genetik çalışmalarda daha önce bilinmeyen yeni bir sendrom tanımlandı. 2’si İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, 2’si Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi gören 4 aileden 6 birey üzerinde yapılan genetik araştırmalarda ortaya konan rahatsızlık, ‘TRACK Sendromu’ olarak tıp literatürüne kaydedildi. Bu sendroma sahip bireylerde tipik yüz anomalileri, derinden boğuk bir sesle konuşma, diş anormallikleri, santral sinir sistemi anomalileri yanı sıra son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyen ‘atipik hemolitik üremik sendrom’ saptandı. Hepsi de Güneydoğu Anadolu bölgesinden gelen 4 ailenin ortak özelliklerinin ortak atadan geldiklerinin ortaya konulması oldu.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı öğretim üyesi ve Nefrogenetik Laboratuvarı sorumlusu öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Özaltın:

Dünyada daha önce bilinmeyen bir sendromu tanımladıklarını söyledi. Özaltın, “Daha önce bilinmeyen bir hastalık olduğu için dünyada ‘TRACK sendromu’ adını biz verdik ve bu isimle tıp literatürüne kaydettik. Şu an bu hastalık Türkiye tarafından tanımlanmış, tıp literatürüne girmiş oldu. TRACK sendromu adıyla, daha önceki örneklerinden tamamen farklı yepyeni bir sendrom olarak kayıtlara geçirildi. 4 aileden 6 birey tanımladık. Bu ailelerin ortak özelliği; hepsinin Güneydoğu Anadolu bölgesinden geliyor olması ve her bir ailede anne ve baba arasında akrabalık bulunmasıdır. Ancak bu 4 ailenin birbirleriyle bildikleri bir akrabalık ilişkisi olmadığı ve birbirlerini tanımadıklarını söylemiş olmalarına rağmen bilimsel analizlerle aslında bunların hepsinin ortak bir atadan geldiği, kendileri bilmese bile aslında bunların hepsinin akraba olduğunu ortaya koyduk” diye konuştu.

Prof. Dr. Özaltın: Araştırmaya dahil olan hastalardaki en önemli bulgunun bir böbrek rahatsızlığı olan ‘hemolitik üremik sendrom’:

“Aslında bu bir böbrek rahatsızlığı ve son dönem böbrek yetmezliği yani diyaliz ve nakil ihtiyacı gerektiren ve son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyen ilerleyici bir böbrek hastalığı. Bu hastaların hepsinde de ortak özellik ‘hemolitik üremik sendrom’ olduğu için bizim yola çıkış noktamız buydu ve bu hastalıktan yola çıkarak aileleri araştırdığımızda bu gene ulaştık.

Şu an itibarıyla daha ileri moleküler çalışmalar yapmak suretiyle altta yatan hastalık mekanizmalarını araştırmaktayız. Daha önce böyle bir hastalık ilişkisi dünyada tanımlanmamış. Dünyada ilk kez biz ortaya koyduk. Hemolitik üremik sendrom aslında nefrologların çok iyi bildiği bir hastalık olup, bu sendroma sahip olan hastaların yaklaşık yüzde 60’ında genetik bir neden saptanabilmekte. Ancak yüzde 40’lık kısmında ise hala altta yatan genetik neden bilinmiyor. Yani genetik nedenlere bağlı olup daha henüz ne olduğunu bilmediğimiz bir yüzde 40’lık dilim söz konusu. İşte biz bu bilinmeyenlerden birini de bu çalışmayla ortaya koyduk.”

​Prof. Dr. Özaltın:  “Moleküler çalışmalar gerçekleştireceğiz”

“TRACK sendromu’nu TSEN2 (tRNA splicing endonuclease-2) adlı gen ile ilişkilendirdik.  Biz gendeki bozukluğu bir hastalık ile ilişkilendirmiş durumdayız. Fakat halen bu hastalığın altta yatan mekanizmalarını net olarak bilmiyoruz. Bunlar için daha çok çalışma gerekiyor. Bunun için de öncelikle üzerinde çalışabileceğimiz bir hayvan modeli oluşturmamız lazım. Bu modeli oluşturduktan sonra daha ileri moleküler çalışmaları gerçekleştireceğiz.”

Kaynak: Hacettepe’den tıp literatürüne yeni sendrom (t24.com.tr)

Tamamını Oku

Sağlık ve Yaşam

Hangi Meyve Neye İyi Gelir? Meyvelerin Faydaları

Hangi meyve neye iyi gelir? Meyvelerin faydaları. Hangi hastalık için nelerin karışımları önerilir? İşte cevapları:

  • İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır.
  • Elma: Böbreklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.
  • Kayısı: Kan yapıcıdır. Cildi güzelleştirir Saçlara olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.
  • Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.
  • Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişnelerin, açık renklilere göre daha fazla mineral içerdiği bilinmektedir.
  • Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş eti kanamaları için kanamayı azaltıcı etkisi vardır. Soğuk algınlığı için birebirdir. Lifleriyle yenirse, kolesterolü düşürür.
  • Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felçten korunmaya yardım eder.
  • Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.
  • Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzümün, kabukları ve çekirdekleriyle yenilmesi halinde hücre yenileyici faydası vardır.
  • Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Cilt ve bağırsak kanserlerine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca önerilmektedir.
  • Karpuz: Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler.
  • Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür.
  • Armut: Kalp – damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır.
  • Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. C vitamini deposudur.
  • Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.
  • Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.
  • Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır.
  • Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder.
  • Salatalık: Kasları gençleştirir. Deri hücrelerine elastikiyet verir.
  • Sarımsak: Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanseri türlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.
  • Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır. Baş ağrısına karşı elma ile kereviz
  • Uykusuzluk: Havuç ve kereviz sapının suyunu karıştırın.
  • Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın.
  • Sindirimi kolaylaştırıcı: Karnabahar, havuç ve maydanoz suyu.
  • Yorgunluk: Tek başına havuç ya da elma, kereviz ve maydanozdan herhangi biriyle birlikte sıkılmış meyve suyu.
  • Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm + ananas suyu.
  • İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu.
  • Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu.
  • Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir.
  • Kabızlık: Patates + havuç + elma + maydanoz suyu iyi bir tercihtir. En çok işe yarayan meyve suyu ise elma + armuttur.
  • Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu.
  • Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana + kereviz suyu mideyi yatıştırmaya
  • yardım eder.
    Hemoroit: İçinde özellikle patates bulunan içecekler öneriliyor. Patates + havuç + elma + maydanoz suyu ya da patates + elma + armut suyu.
  • Boğaz ağrıları: Turp + limon.
  • Mide ülseri: Lahana ya da patates suyu.
  • Baş ağrısı: Elmayla birlikte karıştırılan kereviz suyu.
    Hangi Meyve Neye İyi Gelir? Meyvelerin Faydaları

Hangi Meyve Neye İyi Gelir? Meyvelerin Faydaları başlıklı yazımızda belirtilen hususların kişisel sağlık durumlarına göre farklılık göstereceğini unutmayalım. Meyve ve sebzelerin bilinen faydaları ve zararları konusunda en iyi şeyin ölçülü olmaktan geçtiğini unutmayalım. Bütün meyvelerin faydaları yanında aşırı tüketilmesinde, başta kilo olmak üzere bir takım sorunlar yaratabileceğini unutmayalım.

Uzmanlar, meyve tüketiminde bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorlar. İnsan yaşamında ilaç kadar önemli ve etkili özelliklere sahip sebze ve meyveleri tüketirken aşırıya kaçmamak gerekli. Bununla birlikte günde yarım kilo sebze ve meyve tüketilmesi önerilmekte. Sebzeler, besin değerini koruma amaçlı olarak az suyla, buharlı tencere veya toprak güveç kaplarında zeytinyağıyla pişirilmelidir. Özellikle göz sağlığı için yararları bilinen havucun rendelenmemesi gerekli. Çünkü havucun rendelenmesi B ve C vitaminlerinin kaybolmasına yol açmaktadır. Ayrıca sebze ve meyveleri ince ince doğramak da doğru değildir. Vitaminlerinin kaybolmaması için kalın doğramak gerekir. Yine meyvelerin tok karnına yenmesi de yanlış. Meyveler tercihen aç karnına veya yemekten 2 – 3 saat sonra tüketilmelidir.

Kaynak Link:https://www.bilgidemeti.com/hangi-meyve-neye-iyi-gelir-meyvelerin-faydalari.htm

Tamamını Oku

Öne Çıkanlar